Şimdi yükleniyor

İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cemil Tugay’dan çarpıcı açıklamalar

İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cemil Tugay’dan çarpıcı açıklamalar

Habertürk’te Mehmet Akif Ersoy’un sorularını yanıtlayan CHP Karşıyaka Belediye Başkanı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cemil Tugay’dan açıklamalar. Cemil Tugay, “Tunç Başkan ile 5 yıl içinde güzel işler yaptık” dedi.

Tugay, “Yeni doğan bebekler için anneleri eğiten, ev ziyareti yapan, bebeklerin ihtiyaçları için Karşıyaka 95 projesi altında 15 binden fazla ev ziyareti yaptı arkadaşlarımız” ifadesini kullandı. Tugay, “İzmir’de 1 milyon 200 bin emekli var. İzmir aslında huzur kenti.

Bu özelliğimizi korumak için çaba gösteriyoruz” şeklinde konuştu. Tugay, “Siz oy kullanmadığınızda başkası sizin kaderini belirleyecektir. Tahminlerimiz şu ki, oy oranı, oy farkları korunarak, kararsızlar dağıtıldığında öyle bir sonuca gidilecek diye düşünüyoruz” ifadelerine değindi. İzmirli şehrini yeşil istiyor diyen Tugay, “Amaç yüksek bina yapmak değil” diye konuştu

Habertürk’te Mehmet Akif Ersoy’un sorularını yanıtlayan CHP Karşıyaka Belediye Başkanı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cemil Tugay’dan açıklamalar…

ugay’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“ONLAR İÇİN MÜCADELE ETMEYE DEĞER”

Çocuklarla, gençlerle, yaşlı insanlarla özel bir diyaloğum var. Çocuklarla en fazla fotoğraf çektiren siyasetçi olabilirim. Ben onları çok seviyorum, onlar da çok seviyor beni. Bazen sahnede bir arada toplanıyoruz, fotoğraf çektiriyoruz. Ben siyasete gerçekten en çok çocukların geleceği için inanıyorum. Onlar için mücadele etmeye değer.

“5 YIL İÇERİSİNDE BİRLİKTE GÜZEL İŞLER YAPTIK”

Tunç Soyer’le çok yakın olan bir insandım. Soyer’le bizim kader birlikteliğimiz vardı. O İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olurken onunİzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cemil Tugay’dan referansı ile Karşıyaka Belediye Başkanı oldum. 5 yıl içerisinde de son kurultay sürecine kadar birliktelikle güzel işler yaptık. Halen kendimi ona yakın hissediyorum. Kişisel olarak bir şeyim yok. Birbirimizle görüşlerimizi paylaştık, kurultayda farklı tarafta yer aldık. Neticede ben aday adaylığı başvurusunda bulunurken hem kendim öyle düşünüyordum hem genel merkez. Tunç Soyer aday olmaz ise diğer adaylar arasında kimi tercih edeceklerini söylemişlerdi. Ben de buna saygılı davrandım çok öne çıkmamaya özen gösterdim. Tabii aday olmayınca başkan bir kırgınlık yaşıyor, haklıdır. Sadece dost ortamında ‘Başkan bizimle çalışmadı ama İstanbul’a geldi’ diye eleştiride bulundum ama sonradan pişman oldum. Orada yapılan video çekimi bir yerlerde paylaştıktan sonra dikkat çekti ve olay büyüdü. Geçen İzmir Ticaret Odası’nda bir araya geldik.

“SEVGİM, SAYGIM DEVAM EDİYOR”

Oradaki eleştirimin bu kadar büyümesinden rahatsızlık duydum. Dostluktan kaynaklanan bir ufak kırgınlık diyelim. Orada dile getirdiğim duygusal tepkiydi. Tunç Başkan’a karşı sevgim ve saygım devam ediyor. Onun ötesinde İzmir’de büyük emeği var. Daha sonra yüzyüze de görüştük, farklı ortamlarda da karşılaştık. O gün duygusal olarak rahatsız durumdaydı, anladım onu, üzüldüm biraz. Ama bugünlerde öyle değil. Çiğli ve Bornova’da çalışmalara katıldı. Yarın temel atma programında olacağız. Ben Tunç Soyer’le ilişkimi devam ettireceğim. Projelerini devam ettireceğim. Bizim için değerli bir kişidir.

“İNSANLARI BİLGİLENDİRME KONUSUNDA BİRAZ EKSİK KALINMIŞ OLABİLİR”

Tunç Başkan’ın kendi vizyonu, hedefleri ve bakış açıları var. Oradan baktığımızda başarılı kesinlikle. Ama halkın beklentileri var. Bazı şeyleri anlatmakta zorlanmış, eksik kalmış olabilir. Bir kere zor bir dönem yaşadı İzmir, Pandemi, deprem, ekonomik krizler. Su fiyatlarının yüksek olmasının bir nedeni var İzmir’de. Yüksek bir enerji maliyeti oluyor ve fiyatlara yansıyor. İnsanları bilgilendirme konusunda biraz eksik kalınmış olabilir. Dönem sıkıntılı dönemdi, kurum içerisinde koordinasyonda sorunlar olmuş olabilir. İyi niyetli ve başarılı projeleri başlattığı süreç başarılıydı.

“BİR SÜREDİR SİYASET YAPILIRKEN BU TÜR YÖNTEMLER KULLANILIYOR”

Seçim sürecinde Hamza Dağ’la karşılaşmadık. Daha önceden defalarca karşılaştık, görüştük. Kendisi Karşıyaka’da yaşıyor. Siyaseti Karşıyaka ağırlıklı yapıyor. ‘Karşıyaka’da ne yaptı ki’ cümlesi, sosyal medyada tanımadığım, kim olduklarına dair fikrim olmayan bir grup hesap tarafınca bozuk plak gibi tekrarlayan bir ifadedir. Burada objektif bir eleştiri görmüyorum. Bir süredir siyaset yapılırken bu tür yöntemler kullanılıyor. Bunu en hafif kelimeyle çok yanlış buluyorum. Siyasetin etiğini korumazsak, yapay algı çalışmalarıyla bir şeyi yönlendirmeye çalışırsak… Bunu kim yapıyorsa yapmayı bırakması lazım. Yaptığımız şey gerçekten çok fazla. Lokal olarak bir sürü şey anlatabilirim. Genel olarak belediye hizmetlerinin planlanması, nerede ne yapılması gerektiği verilen kararlar açısından anlatabilirim. Neticede halkın ihtiyaçlarını, beklentilerini karşılayacak şekilde 50’den fazla park, Karşıyaka çarşısının yenilenmesi, sivil toplum yerleşkesinin yapılması, 60’dan fazla derneğinin orayı ofis olarak kullanacak olması.

“KARŞIYAKA 95 PROJESİ ALTINDA 15 BİNDEN FAZLA EV ZİYARETİ YAPTIK”

100 bin tane ağaç diktik şehrin içine. Sayısız otopark yaptık. Asfalt ürettik, yol yeniledik. Atletizm pisti, parkı yaptık. Çocuklar için ağız ve diş sağlığı merkezi yaptık. Tamamen ücretsiz. Yeni doğan bebekler için anneleri eğiten, ev ziyareti yapan, bebeklerin ihtiyaçları için Karşıyaka 95 projesi altında 15 binden fazla ev ziyareti yaptı arkadaşlarımız. Biz 0-3 yaş çocuklarla ilgileniyoruz. 95 ise 3 yaş çocuğun uzunluğu. Projenin fikir babası bir uluslararası vakıf. Onun Türkiye’deki partneri de Boğaziçi Üniversitesi. Ziyareti yapan kişiler Boğaziçi’nden eğitim alıyor, çocukları takip ediyor, acil durumlarda telefonla ulaşıp, bilgi alıyorlar. Yaşlılarla yaptığımız çok fazla hizmet var.

“İZMİR ASLINDA HUZUR KENTİ”

İzmir’de 1 milyon 200 bin emekli var. İzmir aslında huzur kenti. Bu özelliğimizi korumak için çaba gösteriyoruz. Geçen yıl İzmir’den şehir dışına göçen insan sayısı 107 bin, dışarıdan gelenler 132 bin. İzmir’den giden genç nüfus, gelenler daha yaşlı ve emekli nüfus. 5 sene önce vaat ettiklerimizin en az yüzde 80’ini gerçekleştirdiğimizi düşünüyorum.

“ASLA KONFOR ALANIMIZ YOK”

Geçen 5 yıl boyunca Pazar sabahın körü dahil hiçbir zaman yatmadım. Tatil de yapmadım. O kadar az zaman ayırdım ki kendi özel yaşamıma. ‘Yan gelip yattılar’ ifadesini kuvvetle reddediyorum. Belediye başkanları yan gelip yatabilen insanlar değildir. Benim yaşamımda gördüğüm İhsan Alyanak’tan bu yana baktığımızda hepsi gerçekten İzmir’e hizmet yapan insanlardır. İçlerinde Burhan Özfatura gibi CHP geleneğinden gelmeyen insanlar vardır ki, onlara da minnettarız. Kendimizi savunduğumuz değerler üzerinden değerlendirdiğimizden İzmir’in ve İzmir’in değerleriyle CHP’nin savunduğu değerlerle örtüşüyor. Bizim burada bir konfor alanımız yok. ‘Nasıl olsa bize oy verecekler’ diye bakmıyoruz. Tam tersine beklenen hizmeti sağlayamaz isek kendimizi mahçup ediyoruz. Buradan şu sonuç çıkmasın; İzmirliler değerlerinden, inançlarından vazgeçer, yaşam kültüründen vazgeçer, başka bir şeyi tercih eder. Bu tarafta hizmet yok, diğer tarafta hizmet var, diye bir şey adil değerlendirme değil. Mutlaka aksayan şeyler olmuş olabilir. Burada ne olursa olsun diye bir bakış açısı olmayacak.

“İZMİR’E NEFES ALMAK İÇİN GELİYORUZ DİYE İFADELER VAR”

İzmir seçmeni hem hizmetlerle ilgili olumlu ve olumsuz düşünceleri aynı zamanda şehrin ve ülkenin geleceğiyle ilgili siyasi değerlendirmeler yapıyor. Hizmet açısından beklentilerini olduğunu; ancak ne olursa olsun ideolojik bakış açılarından vazgeçmeyeceklerini duyuyorum. Temel belediyecilik hizmetlerinde aksama istemiyorlar. Yollarla ilgili problemlerin giderilmesini duyuyorum. Onun dışında temiz Körfez isteği var. Trafik ve ulaşımla ilgili beklentileri var. İzmir’in kendi kent kültüründe aslında Ege kültürü diye de, Cumhuriyetçi, Atatürkçü, laikliği önemseyen, bir anlamda Türkiye’nin batıya açılan penceresi. Sivil toplumun gelişmiş olduğu, sosyal hayatın zengin olduğu şehir. Şunu pekçok insandan duydum, İzmir’e nefes almak için geliyoruz diye ifadeler var. Başka uzak şehirlerden diyeyim. Bana hangi şehir demeyin.

“SANATIN VE KÜLTÜRÜN ÇOK YOĞUN OLDUĞU KENTTİR”

Sosyal yaşam açısından İzmir zengin. İnsanlar hoşgörülü. Kimse kimsenin üzerine baskı kurmaz İzmir’de. Bunun korunması önemli İzmir için. İstediğimiz şey nedir; bu ülkede herkes birbirinin düşüncesine, inancına, yaşam tarzına saygı duyması. Bunun içinde demokrasi, özgürlükler, bağımsız bir yargı, sağlıklı bir hukuk sistemi, bağımsız bir basın gibi bir sürü unsur var. Bunları İzmir’de daha fazla görebilirsiniz. İnsanlar daha kolay örgütlenebiliyorlar. Bunlar her zaman hükümete karşı değil yerel yönetimlere karşı olabiliyor. Bu kültür değerli. Bu kültürü Türkiye için daha doğru buluyoruz. İnsanlar bu kültürün devamını istiyor. Biz İzmir’i hep böyle sevdik. Bizim için komşumuz akraba gibidir. Dışarıda uyum içerisinde, kardeşçe yaşamayı gerçekten önemseriz. İzmir’in belki Ege bölgesinde gelenek, göreneklerine önem verirler. Kendince maneviyatı vardır. Çok dindar olmayabilirler ama inançları ya da vicdanlarıyla. Bu açıdan İzmir’de yaşamaktan çok mutlu oldum. Çocukken çok koruduk, kollandık. Çok zengin değildik ama çok mutluyduk. Halen İzmir’de onun kalıntıları devam ediyor. Biraz medeniyet, biraz çağdaşlık, biraz demokrasi. Sanatın ve kültürün çok yoğun olduğu kenttir İzmir. İnsanlar Karşıyaka’da onlarca koro var. Akşamları bir araya gelip şarkı söylüyorlar. Onlara salon veriyoruz, konserler hıncahınç doluyor. Burada birisi gelip de şu yasak, bu yasak dememesi lazım. İnsanlar bunu istemiyor, bundan kaçınıyor.

“SİZ OY KULLANMADIĞINIZDA BAŞKASI SİZİN KADERİNİZİ BELİRLEYECEKTİR”

Açıkçası seçimi kaybetme endişemiz yok. Her partinin ayrı adayı var. Her birisinin ayrı oyu olacak. İster istemez oy oranını etkileyecek. Kararsız gibi görünen halen karar vermemiş gibi görünen önemli sayıda seçmen kitlesi var. Onların sandığa gitmeme ihtimali de var. Ki bunu yanlış buluyorum. Bir seçimde kendi geleceğiyle ilgili karar verilirken tercih yapmamayı yanlış buluyorum. İnsanlar neyi doğru buluyorsa gidip o yönde oylarını kullanmalılar. Siz oy kullanmadığınızda başkası sizin kaderini belirleyecektir. Tahminlerimiz şu ki, oy oranı, oy farkları korunarak, kararsızlar dağıtıldığında öyle bir sonuca gidilecek diye düşünüyoruz. Oy oranıyla ilgili tahminde bulunmak rahatsız ediyor beni. Seçim gününden sonra yeni başlayacak süreçte eğer belediye başkanlığı yapacaksam, bana oy versin vermesin onların sözlerini dinlediğimiz anlayışla kenti yönetmek. Şu kadar oy aldım diye ona güvenerek kenarda oturmak doğru değil. Neticede halkımız en çok kime oy verirse o belediye başkanı olacak. Önemli olan o belediye başkanının kimseyi ötekileştirmediği anlayışla gerçek çözümler bir belediye.

“GERÇEKTEN EKSTRA YORUCU BİR KAMPANYA DÖNEMİ OLDU”

Sabah erken saatte başlıyoruz. Sabah 5’te kalktığım da oluyor. Erken yaptığımız ziyaretler var. Bugüne kadar pekçok yere gittik. Daha gitmek istediğim yerler de var. Her akşam geç saatte bitiyor. Ramazan’da iftar programlarına katılıyoruz. Sahur da oluyor. Gerçekten ekstra yorucu bir kampanya dönemi oldu. Fiziksel olarak gerçekten yoruluyorsunuz. Eşim zaman zaman programlara katılıyor. Evimizle ve çocuklarımızla ilgilenme zorunluluğu olmadığı zaman programlara katılıyor. Olabildiğince sağolsun sıkça yanımda oluyor.

“İZMİRLİ ŞEHRİNİ YEŞİL İSTİYOR”

Hep beraber İzmir’i düşünelim. Muhteşem bir körfezimiz var. Muhteşem tepelerimiz var. O tepelerimizde doğal ormanlarımız var. Doğası çok güzel şehir. Yakın bölgelerinde olağanüstü güzel koylarımız, denizlerimiz, tarihimiz var. Efes, Bergama, Kemeraltı, Kadifekalesi’ne kadar. Bu şehrin şu andaki en büyük sıkıntısı biraz yoğun yapılaşmış olması, düzensiz yapılaşmış olması bazı yerlerde. Bazı noktalarda trafiğin çok sıkışmış olması. Temizliğiyle ilgili beklentinin fazla olması. İzmirli şehrini yeşil istiyor. Meyve ağaçları, parkları, spor alanları, sosyal tesisleri çok fazla olan şehir istiyor.

“İZMİR’İ YENİDEN PLANLAMAMIZ LAZIM”

Şehrimizin yukarıdan bakıldığında yeniden planlanması lazım. 4,5 milyonluk bir şehir İzmir. 3 milyonu körfezin çevresinde yaşıyor. Bu alanda plansız, yapılaşmış bölgeler var. Yolların yeterli geniş olmadığı, sosyal tesislerin, donatı alanların yeterli olmadığı alanlar var. Bunları planlamamız lazım. Bazı bölgelerde deprem riski nedeniyle riskli yapı yoğunluğu var. Riskli yapı konusu zeminle ilgili, bu anlaşılmalı. Biz bir deprem yaşadık 30 Ekim’de. Ben Karşıyaka’da bütün binaların evlerine giden ekiplere çok sıkça katıldım. Uzmanlık alanım olmamasına rağmen çok şey öğrendim. 5 tane çalıştay yaptık. Bina eski, riskli yapı kararı almış binalar var ama zemin sağlam olunca sıva çatlağı bile yok. O kadar zemin sağlamlığı önemli. Ağır ve orta hasarlı binaların haritalandırmasını yaptığımızda görüyorsunuz ki zeminin kötü olduğu yerlerdir. Bizim deprem r iski açısından zemine doğru değerlendirmemiz gerekiyor. Bununla ilgili çalışmalar İzmir Büyükşehir Belediyesi başladı. Bunu tamamlayacağız. Binaların sağlam olup, olmadığını değerlendireceğiz. Bina riskli oluyorsa dönüşümün acilen yapılması lazım. Bu hayati risklerin ortadan kaldırılması için bu dönüşümü mutlaka vaat ediyorum.

“AMAÇ YÜKSEK BİNA YAPMAK DEĞİL”

Karşıyaka’da henüz başlamadı ve bitmedi. Riskli gibi görünecek alanlar için 1 sene içinde bitirebileceğimizi düşünüyorum. Mutlaka konut üreteceğiz. İzmir’in Ege Şehir Planlama diye bir şirketi var. Bu geçen 5 yılda İzbeton bu konuda görev yapmaya çalıştı. İzbeton yol, asfalt ihtiyacını karşılamak için kurulmuş şirketti. Bu dönemde kentsel dönüşüm çalışmalarını üstlendi. Ben bunu değiştirmeyi düşünüyorum. İzbeton yol ve asfaltlama işine dönmeli ve Ege Şehir Planlama kentsel dönüşümü yapmalı. En az 25 bin diyorum. İzmir’in yeni ve sağlıklı alt yerleşim birimlerine ihtiyacı var. Şehir merkezini boğmayan ama şehir merkezinden çok da kopuk olmayan. Altyapı ihtiyaçları mutlaka hazırlanmış yapılmış, üzerinde keyifle yaşanacak yaşam alanının oluşturulduğu. Türkiye’de bunun güzel örnekleri var. Böyle bir geleneği başlatalım. Amacımız çok yüksek binalar değil ama sonuçta ihtiyaç olan yerde yüksek bina da yapılabilir. Ama amaç yüksek bina yapmak değil. Toplamda en az 25 bin konutu üretebileceğimize inanıyorum.

“ULAŞIM MASTER PLANINA İHTİYACI VAR”

En az 7-8 noktada, Halkapınar’da, Bayraklı’da alt geçit öneriyoruz. Anadolu Caddesi üzerinde, Mürsel Paşa’da, Ege Mahallesi’nde buralarda kavşak düzenlemeleri, köprülü kavşaklar, battı çıktılarla trafiği düzenleyeceğiz. İzmir’in ulaşım master planına ihtiyacı var. Alternatif yollar, bağlantı yolları mutlaka çalışılacak. Anadolu Caddesi’ne alternatif yol olmak zorunda. Alternatif bir havaalanı yolu olmak zorunda. Karabağlar’da mutlaka ara bağlantı yolları açılmalı. Eski İzmir yolu mutlaka genişletilmeli. Bunun gibi bir sürü çalışmalar. Trafik nerede sıkışıyorsa mutlaka oraya müdahale ederek. Kısa vadede çok ciddi rahatlama olacak. Uzun vadede de çözüm olacak. Kemalpaşa’ya hafif raylı sistem projesi var. Projelendirilmiş olan Buca metrosu, Karabağlar-Gaziemir metrosu devam edecek.

“KÖRFEZ ESKİYE GÖRE DAHA TEMİZ”

Körfez’in şu anda eskiye göre daha temiz olduğunu bilmek lazım. Körfez daha kirli olmadı geçen dönemde. Bizim büyük bir kanal projemiz ve arıtma tesisimiz var. Kapasite arttıkça kanal içindeki akışın hızlanması ve dolayısıyla olası taşkınlar, dejarşlar, yağmur durumda bazı kaçaklar olmayacak. Yağmur kanallarının ayrıştırılmasıyla beraber, terfi istasyonlarının güçlendirilmesi, arıtma tesisinin kapasitesinin artırılması, şu anda 4. faz devam ediyor, 5. fazın da yapılması lazım. Bunlar da yapılınca Körfez’in kirli suyla kirlenmesi çözülmüş olacak. Bu konuda gerçekten heyecanlıyım. Geçmiş dönemde Körfez’de yüzülebilir deyince magazinsel boyuta taşındı. Öyle laflar etmek istemiyorum. 5 senede çok ciddi temizleyeceğimize inanıyorum. Kuzey ve güneyde semt marinaları yapma fikrimiz var. Halk plajları yapma fikrimiz var. İnciraltı, Narlıdere’de halk plajları yapabiliriz. Bunun mümkün olduğuna çok inanıyorum. Körfez’de yapacak çok işimiz var. Orada limanımız, tersanemiz var. Çandarlı limanı aktif hale geldikçe İzmir daha çok yolcu limanına dönebilir. Bunlar üzerinde konuşmamız gereken fikirler.

Bu Haberi Paylaş

Yorum gönder